GEZİ

 

    

           İlçemiz turizm yönünden  görülmeye değer tarihi eserler ve doğa güzellikleri ile doludur. Friglerden günümüze uzayan tarihi eserler yerli veKitabe kapının üst kısmında bulunur yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Eskişehir merkezine  42,  Afyon'a ise 105 km uzaklıktaki Seyitgazi  Eskişehir-Ankara otoyoluna 26 km mesafededir. İlçemizde her sene 1 Eylülde Seyitgazi'nin kurtuluşu ,Eylül ayının ilk pazarı ise Seyyid Battal Gazi'yi anma şenlikleri kutlanır. ilçe  3.500 nüfuslu olup ilk dikkati çeken ilçeden 200 metre kadar yüksekte çevreye hakim bir tepe üzerinde kurulmuş Seyyid battal Gazi Külliyesi yer alır. Ms 1207-1208 yıllarında Alaaddin Keykubat'ın annesi Ümmühan hatun tarafından yaptırılmıştır. Türbeye Araç ve yayalar için yapılmış iki ayrı  yoldan Çoban Babanın Mezarıçıkılabilir  Yolun başında ilçe müftülüğü olarak kullanılan bina eski bir kervansaraydır. Ancak günümüze kadar korunabilen çok az yeri kalmıştır biraz ilerlediğimizde yine koruyamadığımız yakın tarihten bir örnek yer alır "Seyitgazi hükümet binası" 1998 deki yangında kül olmuştur. Külliye yokuşundan çıkarken sağ tarafta oldukça büyük birkaç odacıklı mağara yine yolun sol tarafında daha küçük girişli ikinci bir mağara bulunur . maalesef mağaralar  turistik bir mekanın girişinde olmasına karşılık bakımsızdır. İlerledikçe  sol tarafta eski bir mezarlık göze çarpar ... Yukarıya vardığımızda  büyükçe kapısıyla külliye karşımıza dikilecektir. Dikkatle bakıldığında kapının kemerlerinin üzerinde sağında ve solunda olmak üzere 2 aslan Eski Seyitgazi hükümet binasıheykeli yer alır heykellerin biri üzerinde bulunduğu taşın düşmesiyle günümüze kadar gelememiştir. İçerideki kapının üzerinde ise mermer üzerine yazılmış bir kitabe ile karşılaşırız yazı "Esselamü Aleyküm Ya Sultan Seyyid Battal Gazi" şeklinde çevrilmiştir. Az ileride Çoban Baba kutluca'nın mezarı bulunur. Çoban Baba Seyyid battal Gazi'nin mezarının bulunmasında hizmeti geçmiş kişidir. Çoban babanın mezarından sonra sol tarafta Seyyid Battal Gazi'nin mezarı bulunur . Türbenin girişindeki ise kapının üzerinde de benzer bir kitabe daha vardır ve aynen şöyle yazar "Seyyid Sultan Gazi Sevgisinin türbedarı miskin dede bu kapıyı 921 tarihinde yeniledi Allah toprağını güzel eylesin " İçeride ise iki ayrı mezar daha bulunur. Bunlar Mihal oğlu Mehmet ve Ahmet Bey'lerin mezarlarıdır. Bu iki kabir  türbe binasını yapan ustaların mezarları olarak anılır. Sağ tarafta  Seyyit Battal Gazi'nin mezarı bulunur mezarın büyüklüğü ve ihtişamı görenleri büyülemektedir .Mezarın uzunluğu 7,5 metre olup kuzeye ve batıya bakan üç penceresi vardır. Türbe binasının taban ve tavan arasındaki yüksekliği 8m olup sekizgen prizma biçimindedir. Battal Gazinin mezarının yanında Kral kızı Elenora'nın mezarı bulunmaktadır. Seyyid Battal Gazi türbesinden çıkıldıktan sonra sağ tarafta yine Selçuklular döneminden kalma mescit bulunur . Mescit'in minaresi tek olup minarenin kapısı kıbleye değil Battal Gazinin mezarına doğrudur . Dünyada bilinen başka bir örneği de  yoktur.  Yine içerideki Selçuklu tuğla işçiliği göze çarpmaktadır. Külliye avlusuna çıkıldığında ise kuzey cephesinde sırasıyla aşevi , fırın , dershaneler ve günümüzde müze olarak kullanılan bölüm ile soğuk hava deposu , kiler yer alır. Kuzey duvarı boyunca büyük bir kitabe daha yazmaktadır "Arifler Mürşidi Ey Sultan Seyyid Battal Gazi" yazı 1911 de çekilen fotoğraflarda daha belirgin olduğu görülmekte günümüzde oldukça silik durumdadır. Kendisi Başlı başına bir müze olan külliye değerine değer katan diğer unsurlarını müze içerisinde barındırır. Külliyenin "Kırklar Meydanı" olarak adlandırılan ve dini törenlerin yapıldığı salon bu gün müze müdürlüğünün teşhir salonu olarak kullanılmaktadır. Müze teşhir salonunda arkeolojik ve etnografik eserler bir arada bulunmaktadır. Müzenin en önemli eseri Herakles heykelidir. 1987 yılında bir kazıda bulunan heykel 1.75 boyunda mermerden yapılmış olup kucağında çocuk tutması esere ayrı bir önem katmıştır. Yunan mitolojisindeki efsaneye göre tanrıça Hera Herakles'i çıldırtır ve Herakles  bir nöbet anında çocuklarını ateşe atar eserin bu anı simgelemektedir.

       Müzenin bulunduğu bölümün hemen yanında soğuk hava deposu yeralır. Burası yaz kış serin olup nedeni  kuzeye bakan pencerelerden kaynaklıdır.  Seyyid Battal Gazi Külliyesinin güney kısmında ise külliyeyi yaptıran Alaaddin Keykubat'ın annesi Ümmühan Hatun'un mezarı bulunmaktadır . Yine burası da yüksek kubbelidir. Mezarın girişinde dört adet çilehane bulunur. Bazılarında avuç içi büyüklüğünde pencereler  bulunup batı kısmındaki çilehaneler ise ışık almayacak şekilde  karanlıktır. Mezar ise zeminden daha aşağıda olup birkaç basamak ile inilmektedir. Ümmühan Hatun'un mezarı küçük olup gösterişsizdir. Aynı zamanda kuzeye bakan iki penceresi de bulunur. Mezarın üst kısmında ise yedi basamaklı merdivenle çıkılan bölüm bulunur. buraya "Kızlar Manastırı" da denilir. Külliyenin bu kısmı Bizans yapısıdır. Avludan bakıldığında mimari fark hemen göze çarpmaktadır. Ümmühan Hatun'un mezarına bitişik ancak kapısı avluya bakan "Kadıncık Ana" nın mezarı bulunur. Kadıncık (Ayni) Ana

          Valide Sultan Ümmühan Hatun'un nedimesidir ve Selçuklu Sultanı Valide Sultan'ın hayatında ve kararlarında önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Külliye Anadolu da üç medeniyetinde izlerini taşıyan ve günümüze kadar ayakta kalmış nadir bir eserdir. Ancak Seyyid Battal Gazi Külliyesinin  güney kısmında külliyeye üçyüz metre mesafede bulunan bugün "develik han" diye adlandırdığımız bölümün sadece duvar kalıntılarıDevelik Han günümüze ulaşmıştır. Yapının duvarları yüksek olup kimi yerlerinde bir metreyi aşan duvar kalınlığı göze çarpar. Yapının hakkında çok fazla bilgiye ulaşılamamıştır.

       Külliye inişinde ise Çarşı cami yolumuzun üstündeki görülmeye değer diğer bir yapıdır. 1907 yılında yapılan caminin mimari yapısı günümüze kadar değişerek gelmiştir. Karl Wulzinger'in 1911 yılında çektiği fotoğrafta caminin tek kubbeli ve bahçesiz olduğu görülmektedir . Günümüzde kubbenin yerini çatı almış caminin önü genişletilerek bahçe eklenmiştir.  Caminin görülmeye değer en önemli özelliği arasında tavan iç duvar süslemeleri ve çini işciliği gelir.  Hutbe ahşap olup minber göz kamaştırıcıdır.

   Seyitgazi'yi anlatmak gerek sözlerle gerekse resimlerle de olsa pek mümkün değil tarihin dokusunu Anadolu'nun kokusunu ve o mistik havayı hissetmek için yerinde görmenizi öneririz.